::    iletişim
:: anasayfa
 

Renault MAİS Genel Müdürü İbrahim Aybar: “Global Rekabet Ortamında
Farklı ve Kaliteli Olmak Bir Zorunluluk”


Gerek satış, gerekse satış sonrası hizmetlerinin yaygınlığı ve kalitesi ile ön plana çıkan; Türkiye’nin ilk 10 firması arasında olan Renault MAİS, lider olmanın gerektirdiği yenilikleri ve yeni projeleri ilk olarak uygulama gibi misyonları da başarıyla uyguluyor ve bu yeniliklerin öncüsü olarak pazardaki haklı payını alıyor.

Türkiye Ekonomisinin yaklaşık yüzde 30’unu ulaşımın oluşturduğunu ve bu ulaşımın büyük çoğunluğunun kara yolları ile olduğunu düşünürsek sektör içinde büyük ağırlığı olan otomotiv sektörünün en bilinen ve güvenilen firmalarından Renault’nun 2000 yılından beri genel müdürlüğünü yapan İbrahim Aybar’la sektörü, lider olmanın gerektirdiği yenilikleri ve yeni projeleri konuştuk.

Aslında herkesin bildiği Renault’u, içerden biri olarak bize tekrar anlatabilir misiniz?
Renault MAİS, 10 Ocak 1968 tarihinde motorlu araçların imal, ithal, ihraç ve satışı amacıyla Motorlu Araçlar İmal ve Satış Limited şirketi adı altında kuruldu. 5 Haziran 1974 tarihinde şirketin adı “MAİS Motorlu Araçlar İmal ve Satış Anonim Şirketi” olarak değiştirildi. 1997 yılında ise yeni bir hisse paylaşımına gidildi ve Renault MAİS’te OYAK’ın payı yüzde 51, Renault'nun payı yüzde 49, OYAK Renault’da ise OYAK’ın payı yüzde 49, Renault'nun payı ise yüzde 51 olarak belirlendi.

Hızla kalkınan ve modern dünya içinde yerini alan Türkiye’de, bu gelişmeye paralel olarak tüketici ve özellikle otomobil tüketicisi dünya standartlarında bir ürün talebi içinde. Renault bu talebi daha kurulduğu ilk günden beri tespit etti ve bu doğrultuda satış ve satış sonrası hizmeti vermek hedefini belirledi. Renault, gücü ve Türk otomobil piyasasındaki etkinliği ile aradan geçen yıllara, değişen mevzuatlara hatta farklılaşan ekonomik koşullara rağmen ilk günden beri belirlenen hedeflere ve amaçlara sıkı sıkıya bağlı kaldı.

Oyak Renault tarafından üretilen otomobillerin satış ve pazarlama faaliyetleri, Fransa Renault tarafından üretilen araçların ithalatı ve satışı, Oyak Renault tarafından üretilen ve Renault‘dan ithal edilen otomobillerin Türk Cumhuriyetlerine ihraç edilmesi, yurt çapında etkin bir satış ve satış sonrası hizmet oluşturulması, bu ağın standardizasyonu ve faaliyet gösterilen her alanda topluma katkı Renault MAİS’in esas görevlerini oluşturmaktadır.

Markanızı nasıl konumlandırıyorsunuz?
Renault, binek otomobil pazarı liderliğini 10. yılında da sürdürerek büyük bir başarıya imza attı. Renault, “Herkes İçin Güvenlik” sloganı ile trafik güvenliği konusunda gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerinin yanı sıra rekabette de fark yaratan projeler hayata geçiriyor.

Bu yıl da Renault-İspark projesi ile fark yaratıyoruz. Sektörde birbirine benzer kampanya, hizmet ya da promosyonların arasında, yaratıcı ve farklı tasarlanmış olanlarla müşterinin dikkatini çekmek çok önemli. Projenin Türkiye’de ve dünyada başka örneği yok. Bu açıdan bir ilke daha imza atmış durumdayız. Bu tip yeni projeler, her zaman ilk yapan ve konuyu sahiplenen marka ile özdeşleşir. Renault, ücretsiz park yeri projesini İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İSPARK ile hayata geçirdi. 1 Mayıs 2007 tarihinden itibaren Renault veya Dacia otomobil alan herkes İstanbul’daki 1000’i aşkın İSPARK otopark noktasından ücretsiz yararlanma hakkı elde ediyor. Otomobilin satın alındığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca kapalı otoparklara 12, yol üzerindekilere ise 2 saat süresince ücretsiz park imkanı sunuluyor.

Sektörünüzün önde gelen şirketlerinden biri olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Global rekabet ortamında farklı olmalıyız. Farkı yaratmak için ise inovasyona yönelmeliyiz. Firmalar, varlıklarını sürdürmek ve rekabet güçlerini artırmak için inovasyon yapmak zorundalar. Bu şirketlere güvenli bir gelecek, müşterilere ise daha kaliteli bir yaşam sağlar.

İnovasyonu, tercih edilmek için ürünlerimize ve hizmetlerimize eklediğimiz yenilikler olarak tanımlayabiliriz. İnovasyon, ekonomik büyümenin, artan istihdamın ve yaşam kalitesinin anahtarıdır. O halde inovasyon rekabet ortamında sizi daha öne çıkartacak ve daha kârlı hale getirecek çözümlerin genel ifadesidir. Yani Renault CEO’su Carlos Ghosn’un dediği gibi inovasyon hem kişisel, hem de hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Renault’nun hedefi, güçlü ürün yelpazesiyle tüm dünya’ya yayılan bir pazarda “otomotive yön veren” bir marka olarak kalmak.

Faaliyet gösterdiğiniz sektörün genel değerlendirmesini yapacak olursanız kendinizi nerede görüyorsunuz ve sektörünüz ile ilgili başlıca sorunlar sizce neler? Bu sorunlar ile ilgili çözüm önerileriniz var mı?
Türkiye ekonomisinin yaklaşık %30’unu ulaşım oluşturuyor. Türkiye’de ulaşımın büyük çoğunluğunun karayollarında yapıldığı göz önüne alınırsa otomotiv sektörünün önemi ortaya çıkıyor. Ekonominini lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv sektörümüz ekonomideki gelişmelerden çok etkileniyor. Bizim sektör olarak altını çizdiğimiz kelime ise istikrar. İstikrar bizim sektörümüz açısında vazgeçilmez bir unsur.

Türkiye'de otomotiv sektörünün potansiyeli çok büyük ve pazar cazip. Önemli olan bu pazardaki büyük potansiyelin farkında olup, bu potansiyeli satışlara çevirmek için gerekli ortamın muhafazasında hepimizin gayret göstermesidir. Bu konuda hepimize görev düşüyor.

Son olarak, kalite ve çevre konuları ile ilgili çalışmalarınız neler?
Renault, çevrenin korunmasına katkıda bulunmak amacıyla ekolojik ve ekonomik araçlar sunma taahhüdü konusunda müşterilerini bilgilendirmek amacıyla “Renault eco2” imzasını lanse etti. Renault’nun faaliyetlerinin çevreye etkilerini azaltmak için sürdürdüğü iddialı politika bazında oluşturduğu bu imza aracın ömür döngüsünün tüm aşamalarını kapsıyor (üretim, kullanım ve ömür sonu). “Renault eco2” imzalı araçlar böylece dünya ölçeğinde üç temel çevre kriterini karşılıyorlar : Bu araçlar, ISO 14001 onaylı bir fabrikada üretilmiştir, CO2 emisyonları km’de 140g’dan düşüktür veya biyoyakıtlarla uyumludur ve ekonomik ömürlerinin sonunda %95 oranında değerlendirilebilir olmalarının yanısıra içerdikleri plastiklerin en az %5’i geri dönüşümlü malzemelerden elde edilmiştir.

İbrahim Aybar kimdir?
1953 doğumlu ve aslen İTÜ Makine Fakültesi Uçak Mühendisliği bölümünden mezun olan İbrahim Aybar, master konusu her ne kadar havacılık olsa bilgi işlem teknikleri üzerine yoğunlaşmış. İş hayatına şimdiki bilgisayar mühendislerinin yaptıklarını o zamanki teknolojik seviyede yaparak başlayan Aybar, Ankara’da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün organizasyonunda, Birleşmiş Milletler’in de katkısı ile hazırlanan bir programda yer almış ve bu görevin sonuncunda BM’den burs alarak Amerika Rüyasına giriş yapmış. Amerika’da çok uzun kalmayarak Hollanda menşeili bir kuruluşun alt firmalarında işe başlayan İbrahim Aybar, ağırlıklı olarak Kuveyt ve Irak ile çalışılan bu firmada ilginç tecrübeler kazanmış.

Dünyanın dört bir yanından gelen birçok farklı insanla tanışma fırsatını bulduğu bu işinde 1984 sonuna kadar devam eden Aybar, Türkiye’ye döndüğünde yabancı yatırımlarda çalışmış.

İbrahim Aybar, otomotiv ile ilgili ilk tecrübelerini de Türkiye’ye dönüşünden sonra yaşamış. 1984-88 yılları arasında otomativ üzerine uluslar arası know-how çalışmaları yapan Aybar’a 1988 yılının Ağustos ayında o dönemin Başbakanı Turgut Özal’a danışmanlık için teklif edilmiş. Görevi kabul eden Aybar, rahmetli Adnan Kahveci ile çalışmaya başlamış.

Bunların ardından sektörün gelişmesi için uğraştığı Varan’dan şimdiki firması Renault MAİS’in Genel Müdürlük görevine gelmiş ve 2000 yılından beri görevini sürdürmekte.

  « geri dön haberler anasayfa
 
 
 
 © Copyright 2007 designed by bilmerk
s