iletişim
anasayfa
 

Krizden başarı elde eden marka

Hazır giyim sektöründe önde gelen markalardan biri olan Kiğılı, 2001 krizinden başarı elde ederek çıktı. Bugün Türkiye’nin erkek giyim markası denince ilk akla gelen isimlerden olmanın gururunu yaşayan Abdullah Kiğılı, markanın doğuşunu ve başarının sırlarını dergimize değerlendirdi.

Tam 47 yıldır hazır giyim sektörünün içinde olan bir perakende duayeni. Okunması zor olan soyadını yoktan var edip şu anda Türkiye’nin en bilinen markalarından biri yapan Abdullah Kiğılı bir o kadar sene de Türk sporuna hizmet etti. Güreş Federasyonu Başkanlığından, kayağa, Fenerbahçe As Başkanlığından, Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyeliğine kadar…

Türkiye’de erkek giyim denince ilk akla gelen markalardan birini yarattınız. Bu markanın doğuş öyküsünü kısaca anlatabilir misiniz?
1943 Malatya doğumluyum. Babamın 1938 yılında, Malatya’da erkek kumaşı satan mağazayla işe başlaması, benimde küçük yaşlardan itibaren kumaşlara dokunmama neden oldu. Dolayısıyla bu mesleği yani kumaş işini öğrendim. Markamızın doğuşu ise 1965’lere dayanıyor. Hazır giyim sektörünün bir parçası olan gömlek üretimiyle işe başladık ve bugün Türkiye’nin 55 vilayetinde 135 mağaza zinciri olan bir markayı yarattık.

Marka yaratmada en büyük etken yöneticilerin pozisyonlarını iyi şekilde değerlendirebilmeleri ve çalışanlarına gereken değer ve saygıyı gösterebilmelerinden geçiyor diye düşünüyoruz. Bu bağlamda sizce Abdullah Kiğılı nasıl bir patron?
İşini seven, benimseyen bir ekibimin olması benim ve firmam için önemli bir avantaj.
Personelimin eğitimiyle yakından ilgileniyor olmam, ilk günkü heyecanımı koruyor olmam, bilgilerimi paylaşmam ve refah bir ortam içinde çalışmalarını sağlıyor olmam beni diğer patronlardan ayıran en önemli faktörlerdir diye düşünüyorum.

İçinde bulunduğunuz sektöre çok erken yaşlarda atılmışsınız. Bu hem bir cesaret hem de büyük bir idealin başarısı gibi görünüyor. Bize biraz o zaman ki Abdullah Bey ile şuan ki Abdullah Bey arasındaki farkları anlatır mısınız?
Tabi ki hedef, ideallerim vardı ve halen var. Önemli olan neyi istediğiniz ve hedeflediğinizdir. Teknoloji, modayı, yenilikleri sürekli ve güncel olarak takip etmek, gelişmeleri hayatınıza adapte edebilmek çok önemli. Ben çok erken yaşta girdiğim bu piyasada öğrenmeye, gelişmeye açık olup işimde ilerleyebilmek adına çok çalıştım. O zamanla bu zamanki Abdullah Kiğılı arasındaki tek fark deneyimleri ve edindiği bilgiyi genç nesil ile paylaşıyor olmasıdır. Değişmeyen şey ise; halen işime ilk günkü gibi severek gidiyor olmamdır.

Türkiye’deki giyim modası hakkında ne düşünüyorsunuz? Modayı markalarınıza uyarlıyor musunuz?
Türkiye son 20 yılda çok büyük başarıların altına imza attı. Heyecanlı, işi bilen, kıvrak ve zeki bir hazır giyim sektörüne sahip olduğumuz söylenebilir. Özellikle Sayın Turgut Özal dönemi sonrasında sektörümüze yapılan yatırımlar bizi hızla gelişmeye ve büyümeye götürdü diye düşünüyorum. Değişim ve yeniliğe açık olan firmamız da bugün dünyadaki markaları ve çalışmaları yakından takip ediyor ve dünya modasını Türkiye’ye taşımaya çalışıyor.

Abdullah Kiğılı’nın spora karşı da bir ilgisinin olduğunu biliyoruz. Konu hakkında yaptıklarını kendi ağzından dinleyebilir miyiz?
Uzun yıllar Türk sporuna hizmet ettim. Kayak, güreş ve futbol federasyonlarında görev aldım. Fenerbahçe Spor Kulübü’nde de Asbaşkanlık ve Basın Sözcülüğü yaptım. Tüm spor dallarını takip etmeye çalışıyorum fakat futbol birçok erkek için olduğu gibi benim içinde bir tutku diyebilirim. Özellikle Fenerbahçe’nin maçlarını kaçırmadan izliyorum.

Futbol Federasyonuna da başkanlık ettiğinize göre size milli takımın durumunu da sorabiliriz. Sizce bizim takım, Euro 2008’de ne yapacak?
Öncelikle Euro 2008’de milli takıma başarılar dilemek istiyorum. Milli takımımızın ülkemizi böyle büyük bir kupada temsil ediyor olması gurur verici ve büyük bir başarıdır. Türkiye’nin bu turnuvada sürpriz takım olacağı düşüncesindeyim.

Krizden karla çıkan bir firmasınız. Bize bu başarının sırrını anlatır mısınız?
Krizde başlatmış olduğumuz yeni mağazacılık stratejisi ve kredi kullanmayan bir firma olmamız büyüme hızımızı arttırdı. Kriz yönetimi oluşturarak yeni programımızı yaşama geçirdik ve krizlerden karla çıkmanın başarısını elde ettik. Hizmet sektöründe, standardı tutturmak, ileriyi görmek çok önemli diye düşünüyorum. Krizde standartları düşürmeden kaliteli üretim yaparak başarı elde etmenin mümkün olduğuna sonsuz inancım var.

Tecrübeli ve işinin ehli olan bir patron olarak genç liderlere tavsiyeleriniz ne olabilir?
Gençlere tavsiyem öncelikle kendilerini ve çevrelerindeki insanları sevmeleri, çok okumaları, sevdikleri işi yapmaları ve seçtikleri branşı geliştirmeleri ...
Heyecanlı ve istekli olmaları ise en önemli nokta…

Büyük bir marka olarak AVM’leri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaklaşık üç senedir dikkat ederseniz kurlarda bir artış yok, hatta nerede ise geriye gidiş var. Bugün geldiğimiz noktada ihracatçı arkadaşlarımız çok büyük fedakarlıklarla işlerini döndürüyorlar. Karlar neredeyse minimum. İşletmesini devam ettirmek, istihdamı devam ettirmek uğruna karsız işler yapılıyor. Şu an Türkiye’de içeriye baktığınız vakit en canlı görünen sektör organize perakende sektörü olan AVM’ler. Birçok marka bir an evvel AVM’lerde yer almak istiyor. Bir AVM’de 50 ile 150 arasında mağaza vardır, fakat talep 500’ün üzerinde. Şimdi arzın az talebin çok olduğu yerde fiyat patlaması olur. Dolayısıyla aylık kiralar tavan yaptı. Sen mağazayı kiralamazsan geride bekleyen bir sürü marka var.  AVM’lerde yer almak gerekiyor. AVM’lerin hızla çoğalmasının giyim sektörüne etkisine gelirsek; merkezler çoğalınca giyim sektörü erken indirime girmeye başladı. Bu da aslında sıkıntı yaratan bir durum. Dikkatli tercihler yapmak lazım. Önümüzdeki iki yıl içinde elenmeler olacak. 2010’lara sermayesi ile markası ile, mağazası ile güçlü olanlar yola devam edecekler.

« geri dön haberler anasayfa

 
 
 
 © Copyright 2007 designed by bilmerk