::    iletişim
:: anasayfa

“İşkadının Önündeki En Önemli Sıkıntılardan Biri, Evdeki ve Toplumdaki Erkek Egemen Gücü”

O, 2000 Yılında, Dünya Gazetesi Tarafından Sektöründe En Başarılı İş Kadını Ödülü’ne Layık Görülen, KADİGER Üyesi Bir Genel Müdür. LDN Uluslararası Fuarcılık ve Danışmanlığın Genel Müdürü ve Ortağı Devrim Gürsel Erol’la, Bayan Yönetici Gözünden Kadının İş Yaşamındaki Yerini, Sektörü, Mesleğini ve Başarılarını Konuştuk.

Günümüzde Sayısı Hızla Artan Başarılı Bayan Yöneticilerden Birisiniz. Başarı Öykünüzden Kısaca Bahseder Misiniz?
Mühendislik fakültesinden mezun olduktan sonra, bir süre kamuda görev yaptım. Kamuda çalışmanın bana uygun olmadığını anladığımda 4.5 yılı geride bırakmıştım. Daha sonra özel sektöre geçerek yaklaşık 7 sene çalıştım. Bu süre zarfında çalıştığım şirkette en üst düzeyde profesyonel konumda hizmet etme olanağı yakalayarak, yönetim deneyimimi geliştirme olanağı buldum. Daha sonra eşimle birlikte ilk şirketimizi kurarak girişimciler kervanına katıldık. Fuar organizatörlüğü işini yürütmek üzere ayrı bir şirket olarak Ladin fuar ve kongre organizasyon merkezleri A.Ş.’yi kurdum. Yaklaşık 11 yıl Ürdün, Fas, Cezayir, Çin, Yunanistan, Zimbabwe, Etopya, Yemen, Güney Afrika Cumhuriyeti, Tunus, Macaristan’da çok sayıda fuarlar gerçekleştirdik. Fuarlar ile paralel olarak ve ülkemizi daha iyi tanıtabilmek için defileler, konserler, tanıtım etkinlikleri organize ettik. Binlerce firmayı daha önce gitmedikleri ve kendilerine has sorunları olan bölgelere taşıdık. Bu bölgelerdeki sıkıntıları fırsata çevirmelerine yardımcı olduk.

Geçen Mayıs ayında Ladin’i satarak, iç piyasadan çekildik. Artık hızla büyüyen Cezayir pazarında sadece Türk firmalara değil, tüm dünyaya hizmet sunan bir şirket olarak çalışmalarımıza LDN uluslararası fuarcılık adlı yeni şirketimiz ile devam ediyoruz. Böylece hizmet alanında bir Türk Şirketi -üstelik de başka bir coğrafyada- tüm dünya şirketlerine servis sunmaya başladı.

Mesleğinize İlginiz Nasıl ve Ne Zaman Başladı?
Fuarcılık konusuna ilgim, kamudan ayrıldıktan sonra kendime insan odaklı bir iş ararken tesadüfen karşıma çıkan fırsat ile başladı. Yaklaşık 20 yıl önce gerçekleşen bu tanışma bana yeni bir yaşam biçimi getirdi. Çok seyahat etmeği gerektiren, farklı kültür ve anlayıştaki çözüm ortakları ile çalışmayı öğreten bu yaşamdan çok şey öğrendim. Kamudaki hizmet yıllarımın son dönemimde şimdiki adı ile Eximbank’ta katılmış olduğum 6 ay süreli proje değerlendirme programı bana mühendislik eğitimi üzerine ekonominin temel bilgilerini ilave etmişti. Önemli bir eksiğimin kapatılması ile genişleyen bakış açım, mutlaka ihracata yönelik çalışmam gerektiği konusunda beni sabitledi. Böylece ihracata yönelik fuarlar organize eden bir işin sahibi oldum.

“Eğitim, işsizlik, kadın işveren sayısının azlığı, zayıf bedensel dayanıklılık algısı, toplumdaki kadın işlevinin tanımı, sermayenin ve yönetimin erkek evlada devri, cinsel taciz; sadece Türkiye’de değil tüm dünyada kadın istihdamı önünde var olan sorunlar”

İş Hayatında Bayan Olmanın Avantaj ve Dezavantajları Nelerdir?
İş hayatında kadın olmanın avantajını veya dezavantajını hiç yaşamadım. Zira en başından beri iş hayatımda kadın kimliğimle değil, iş kimliğimle davranmayı çok önemsedim. Giyimimden, işimi yönetim şeklime kadar karşımdakinin beni sadece kadın olarak algılamasını sağlayacak hiçbir ipucu vermedim. İş ortamlarım, müşterilerim ve çözüm ortaklarım ile birlikte bulunduğum toplantılarda asla mantomu tutmalarına, bavulumu taşımalarına izin vermem. Bizim işimiz sahada uzun sürelerde ve zor koşullarda çalışmayı gerektirir. Yorgunluk ve zafiyet emareleri vermediğim için ortamda bulunan erkekler beni bir kadın olarak değil, beraber iş yaptıkları arkadaşları olarak gördüler bugüne kadar.
Ancak benim profesyonel ve kendi işimin sahibi olduğum dönemde benim karşılaşmadığım bu durum, genelde kadınlara engel yaratmıyor şeklinde algılanmamalı.
Ayrıca işkadının önündeki önemli sıkıntılardan biri de, evdeki ve toplumdaki egemen güç: yani erkek. Kadının iş hayatında var olabilmesinin önündeki engel iş bulmaktan çok evden çalışabilme vizesi almakla ilgilidir. Dolayısıyla erkek kitlelerin (ki bu tanımda sadece kocalar değil babalar, ağabeyler, amcalar, dayılar hatta doğurduğumuz evlatlarımız da yer almaktadır) ailelerindeki kadınları iş hayatında görebilmeleri konusunda eğitimek gerekiyor.

Çalışan Kadınlar, Çalışan Anneliğe Terfi Ettiklerinde Birçok Sıkıntıyla Karşılaşıyorlar. Bu Durumla İlgili Çözüm Önerileriniz Var Mı?
Çalışan kadınların çocuklarını emanet edecekleri olanakların tanınması sosyal bir konu. Türkiye’de kadınlar geleneksel düzenin birçok kısıtlayıcı yazılı olmayan kurallarına karşın, aile büyüklerinin çocuk konusundaki desteklerinden yararlanma lüksüne sahipler. Ancak bu destek artık azalmakta ve erken yaş çocuk eğitiminin bilincine varan anne babalar için yetersiz olarak değerlendirilmekte. Özel çocuk yuvalarının üniversite bedellerine denk ücretleri birçok aile tarafından finanse edilemez boyutta. Bu durumda iş yasama ergine düşmektedir. Mutlaka mecliste önemli yaptırımları da içeren yasalar düzenlenmelidir. Bu yasalar sadece kamu dairelerini değil, özel sektörü de bağlamalıdır. Burada referans kadın çalışan sayısına dayandırılmamalıdır. Zira erkeklerin de baba olduğu bir gerçektir. Sadece anne çalışan sayısına dayalı yaptırımlar, çocuk bakım sorumluluğunu sadece kadına endekslemektedir.

Özellikle Son Yıllarda, Kız Çocuklarının Okutulması Üzerine Yoğun Kampanya ve Çalışmalar Medyada Yer Almakta. Bu Konu Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?Türkiye’nin en önemli alt yapı sorunu eğitimdir. Ben eğitim problemini 3 temel başlıkta tanımlıyorum: Okuryazarlık, Vatandaşlık eğitimi, Mesleki Eğitim. Özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ne de son 10 yılda teröre dayalı bir okumaz yazmaz sorunu vardır. 2 buçuk milyondan 7 buçuk milyona fırlayan bu rakam hiçbir şekilde nüfus artışı ile açıklanamaz. Bu rakamın arkasındaki gerçek katledilen öğretmenler, yakılan okullar ama sonuçta bir vakadır. 7 buçuk milyon okumaz yazmazın yüzde 85’i kadındır. Bu sayının dramatik olarak artmaya devam etmemesi için kız çocuklarının evlilik sarmalarına dolanmadan önce mutlaka temel eğitimlerini tamamlamaları gerekmekte. O nedenle bu hedefe kitlenmiş olarak çalışan tüm kamu, özel ve STK kuruluşlarını yürekten alkışlıyorum. Ben de şahsen bir STÖ’de bu amaç için çalışanlardan, yerinde olayları gözleyenlerden biri olarak bu çalışmaları Türkiye için yaşamsal buluyorum.

  « geri dön haberler anasayfa
 
 
 
 © Copyright 2007 designed by bilmerk