“Ülkemizde gerekli altyapı olmadığı için RO-RO hizmeti verilemiyor”
Ro-ro Gemi İşletmecileri ve Kombine Taşımacılar Derneği Başkan Vekili Erol Soylu ile derneğin amaçları, faaliyetleri ve lojistik sektörünün sorunları üzerine bir söyleşi yaptık.
Sektörde önemli derneklerden birisiniz. Bugünlere gelmek kolay olmasa gerek. Bu anlamda derneğinizin kısaca kuruluş öyküsünü bize anlatabilir misiniz?
RODER (Ro-Ro Gemi İşletmecileri ve Kombine Taşımacılar Derneği), 28 Kasım 2001 tarihinde 14 kurucu üye tarafından kuruldu. Derneğimizin vizyonu, ülkemizde karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı, Ro-Ro, Ro-La hatları ve diğer tür intermodal taşımacılık faaliyetlerini geliştirmek, farklı taşımacılık türlerinin üstünlüklerinin birlikte ve en verimli şekilde kullanılmasını sağlamak, bu sistemleri kullanan üye ve meslektaşlarının uluslararası rekabet gücünü arttırmak ve lider bir meslek kuruluşu olmaktır. Derneğimiz İstanbul’daki merkezinin yanı sıra Ankara, İzmir, Mersin Antakya, Kapıkule ve yurtdışında Avusturya, İtalya ve Rusya’daki temsilciliklerinde hizmet veriyor.Üye sayımız Nisan ayı itibariyle 888’e yükseldi. Aralık 2003’de kurulan RODER Araç Muayene İstasyonları A.Ş., araçlarımıza yurt dışına yönelik yola elverişlilik muayene belgesi düzenliyor. Haziran 2004’de kurulan RODER Sigorta Acentalığı ve Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti, üyelerimizin kasko, trafik, seyahat, sağlık, Yeşil Kart, CMR gibi sigorta ihtiyaçlarını karşılıyor.
Ülkemizde toplu halde ilk defa uygulanan bir sistem olan Euro Shell Kart uygulaması hakkında bilgi verir misiniz?
Avrupa’da KDV iadelerini son derece basitleştirerek kısa bir süre içersinde alabilme, bunun yanı sıra motorin alımlarında indirimli ve vadeli fiyatlardan yararlanabilme imkanı getiren ve ülkemizde toplu halde ilk defa uygulanan Euro Shell Kart sistemi, 2003 yılından itibaren dernek üyelerinin hizmetine sunduk. Sistemin üyelerimize sunduğu en önemli avantajlardan birisi de sürücülerin harcamasının merkezi olarak yönetilebilmesidir. Teknolojik takibinin kolay olduğu sistem son derece şeffaftır.
Taşımacılık sektörünün ortak sorunları konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bu sorunlara ışık tutması açısından birikimlerinizi de ortaya koyarak ne tür çözüm önerileri sunabilirsiniz?
Sektörümüze en büyük zararı verdiğini düşündüğümüz önemli üç sorunun ayrıntılarına inmek gerekiyor. a) Bilinçsiz ve Katı Rekabet Ortamı: Bu sorun zayıf ve kırılgan firma yapılanmasının bilinçsiz ve katı rekabet ortamını doğurmakta olup, çözüm olarak Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğünce firma sayısında süreli de olsa kısıtlamaya gidilmesidir. b) Geçiş Belgeleri Kotaları: Özelikle AB ülkelerine yönelik taşımada karşılaşılan geçiş belgesi kotalarının yetersizliği, Türk karayolu taşımacılarının uluslararası arenada haksız rekabet ortamında mücadele vermesine yol açmaktadır. Kotalar, taşıma sürelerini uzatırken, taşıma maliyetlerini de arttırıyorlar. c) Sürücü Vizeleri: Bu sorun bazen Schengen ülkelerinde, Schengen Sözleşmesinin ilgili hükümleri hiçe sayılarak sürücülerimizin mevcut vize süresi içerisinde Schengen sınırlarında kalış sürelerinde de kısıtlama yapılmasıyla had safhaya ulaşıyor. Sürücü vizeleri sorunu AB ülkelerinin yanı sıra Asya ülkelerinde de karşımıza çıkıyor.
Taşımacılık yapmak için gerekli olan belgelerin ücretleri çok yüksek olduğu için küçük ölçekli işletmeler ve kamyoncular büyük sıkıntı çekiyor. Bu konuda sizce neler yapılabilir?
Ulaştırma Bakanlığımızca hazırlık aşamasında istişarede bulunduğumuz Karayolu taşıma mevzuatında en yoğun tepki gösterdiğimiz konuların başında belge ücretleri geliyor. Belge yenilemesinde ilk alım ücretinin yüzde 50’sinin baz alınması yerine yüzde 10’unun baz alınması gerekliliği derneğimizce her platformda dile getirildi. Bakanlığımız yenileme ücretinde ilk alım ücretinin yüzde 15’inin baz alınması uygulamasına 01 Ocak 2009 tarihinde geçilmesini karara bağladı. Bu iyileştirmeye rağmen, belge ücretlerinin sektörün düzenlenmesi ve denetimi hedefinden farklı olarak, bir kamu gelir kalemi olarak belirlenmiş olması sektörel gelişimin, güçlü firmayla oluşabileceği gerçeği ile tezat oluşturuyor.
Türkiye’de yurtiçi taşımacılığın büyük bir bölümü karayolu kullanılarak yapılıyor. Türkiye’de demiryolu ve denizyolu seçeneklerinin daha cazip hale getirilmesi neler yapılabilir?
Yurtiçi taşımacılıkta uzun zamandan beri karayolunun payının yüzde 90’larda seyretmekte olması verdiği zararlar ve bunun neticesinde oluşan kamu duyarlılığı son yıllarda havayolu ve demiryolu taşımacılığını güçlendirici adımlar atılmasına yol açmıştır. Ayrıca, şartlar elvermesine rağmen ülkemizde kabotaj taşımacılığında denizyolunun kullanımı anlayışının gelişmesi için öncelikle kamu duyarlılığının başlatılması şarttır. Liman altyapımız ve kapasitesi sorgulanamıyor. Kombine taşımacılık alternatifleri incelenemiyor. Yurtiçi kombine taşımacılık çözümlerinin hayata geçirilmesinin önündeki tek engel limanlarımız kaldı. Ülkemizde RO-RO ile kombine taşımacılık çözümleri üretebilecek yeterli yapılanmalar oluştu. Uluslararası alanda oldukça başarılı RO-RO hatlarımız mevcut iken Marmara Denizi içinde bile RO-RO ile kombine taşımacılık hatları, limanlarımızın gümrüklü sahalar olması, RO-RO düzenlemelerinin olmaması, karayolu taşıtı park sahalarının yetersizliği, bağlantı karayolu ve demiryolu olmaması nedeniyle gerçekleştirilemiyor.
Nakliye sektöründe savaş riskinin getirdiği ek maliyetler oluyor. Irak’ın yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’deki nakliye firmaları bu durumdan ne kadar etkilendi?
Savaşın bitmesi ile en büyük pazarına yeniden kavuşmayı uman karayolu taşımacıları Irak’ta oluşan rejim boşluğundan dolayı taşımalarını gerçekleştiremiyor, özelikle Bağdat ve Güney Irak’a güvenlik sorunundan dolayı taşıma yapılamadığından, taşımacılarımız malları Kuzey Irak’ta Iraklı taşımacılara devrediyor. Bu durum taşımanın pahalılaşmasına, Iraklı taşımacılara katma değer yaratılmasına, ülkemiz üzerinden transit mal akışının azalmasına, BAE, Ürdün ve Suriye gibi ülkelere kaymasına yol açıyor.
« geri dön haberler anasayfa