Ağaoğlu “Başarı yürek işidir”
Turizm otelcilik sektöründe çalışan aktif bir bayan olarak Müjen Ağaoğlu ile başarıları ve sektördeki gelişmeler konusunda söyleşi yaptık. Ağaoğlu başarının altında yatan sırrı işini yaparken yüreğini de işe koymak olarak değerlendiriyor.
Müjen Ağaoğlu’nu tanımak istersek bizlere neler söyleyebilirsiniz?
Ağaoğlu: TED Ankara Koleji mezunuyum. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünü bitirdikten sonra Londra Schiller Üniversitesi Uluslararası Turizm ve Otelcilik bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. 1998-2005 yılları arasında Hyatt Regency İstanbul’da ön büro, ziyafet satış ve insan kaynakları olmak üzere çeşitli departmanlarda çalıştım. Şu anda sektör geçmişi olan çok değerli bir ekiple beraber Hotrain markası adı altında yalnızca otel, restoran ve servis sektörüne eğitim vermekte ve İnsan Kaynakları danışmanlığı yapmaktayız.
Sektöre adım atma öykünüzü bizimle paylaşarak bu sektörde başarılı bir bayan olmanın sırrını anlatabilir misiniz?
Ağaoğlu: Yüksek Lisansımı tamamlayıp, Ankara’ya geri döndüğümde aslında otelcilik alanında rekabetin daha fazla olduğu bir şehirde çalışmanın kendi gelişimim için faydalı olacağını düşündüm ve iş imkanlarına bakmak için İstanbul’a geldim.
Hyatt Regency İstanbul benim stajlarım ve yaz dönemi çalışmalarımın dışında ilk başvuru formu doldurduğum yerdi. İnsan Kaynaklarına gitmek için içeri girdiğimde, adını koyamadığım bir şey benim için çok tanıdıktı.
Görüşmeler tamamlandıktan sonra önce ön büroda çalışmaya başladım. O dönem insan kaynakları direktörünün bana söylediği sözü asla unutamam, “İşinde ne yapman gerekiyorsa onu yap, ancak öyle yap ki, başkaları fark etsin. Kısacası işini yürekten gelerek yap.”
Daha sonra eğitim müdürü oldum. Yıllarca dışardan gelen misafirlere hizmet verdikten sonra iç misafirlere yani tüm otel personeline hizmet vermeye başladım.
Bu işin en keyif veren yanı bir kişiye farkındalık kazandırdığınızı hissettirdiğiniz andır. Amacım ise daha iyisini yapabilmek, dolayısıyla kendi gelişimimi sürekli sağlamak için araştırmalar yapıyorum, okuyorum, seminerlere katılıyorum. En önemlisi de yaptığım her işe değer verip, kalbimi de koyarak yapıyorum.
Bir bayan yönetici olarak iş yaşamında bayanların avantaj ve dezavantajlarını değerlendirebilir misiniz?
Ağaoğlu: İş hayatıma, sosyal hayatımda olduğu gibi bir bayan olarak değil de bir dünya insanı olarak yaklaşıyorum. Bence kişiler, düşünceler, ülkeler arası ayrım yapmak yerine, bu dünya için ne yapabiliriz diye düşünmeliyiz. Dünyayı takip etmenin günümüz teknolojisi ile çok kolay olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Gelişime katkıda bulunacak çeşitli kaynaklara ulaşmak artık çok kolay. Bu bir fırsat ve ön görüde bulunarak hareket etmede bizler için bir avantaj. Ancak noktada değişime kapalı olan veya kendi kalıplarının dışında düşünmek istemeyen bakış açılarının da gelişim sürecini ertelediği düşüncesindeyim.
Çalışan bir bayanın anne olma sorumluluğuna bakış açınız nedir?
Anne olarak bir bayanın iş yaşamına devam etmesi beraberinde sizce ne gibi zorlukları içerisinde barındırabilir?
Ağaoğlu: Henüz çocuğumuz yok ancak çocuk sahibi olmanın büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini biliyorum.
Anne olduktan sonra çocuğunu güvenli bir yere veya kişiye emanet edebilir miyim sorusu ile baş başa kalınıyor. Ayrıca yeterince çocukla zaman geçirememe kaygısı olduğunu gözlemliyorum. Özellikle günümüzün dinamik yapısını yaşam biçimi haline getiren anneler bu noktada işi bırakmak veya bırakmamak konusunda hep ikilem yaşıyor. Bu aşamada şirketler eğer kendi bünyelerinde kreş hizmeti vermiyorlarsa, iş yerine yakın bir kreş ile ortak çalışabilirler, böylece anneler çocuklarını hem güvenli, hem de dilediğinde ulaşabileceği bir yerde olduğunu bilerek daha rahat çalışabilir diye düşünüyorum.
Kırsal kesimlerde kadınların kendilerini ifade edebilmesi adına sizce bireysel ve toplumsal anlamda neler yapılabilir?
Ağaoğlu: Öncelikle kırsal kesimdeki yaşam ile ilgili büyük şehirlerde yaşayan bizlerin farkındalık kazanması gerektiğini düşünüyorum. Hep bir şehir insanının günlük yaşantısını okuyoruz veya seyrediyoruz. Kırsal kesimde yaşayan bir insan hangi saatte ne yapar, onun günlük telaşı nasıldır bilmiyoruz.
Ben işim gereği birçok insanla tanışıyorum ve içimde bir merak “Memleket neresi?” diye soruyorum. Sonra başlıyor tatlı bir sohbet. Her insanla farklı bir yolculuğa çıkıyorum, belki de hiç görme fırsatım olmayacak yerlere gidip, zihnimde şekillendirdiğim kahramanlarla bir öykü yazıyorum. Gönül ister ki, birkaç zihinde değil, tüm zihinlere ulaşsın bu yaşam ve kahramanları. İşte bu nedenle bence önce bir köprü kurmalıyız. Kırsal kesimde yaşayan kişileri dinlemeli, kaygılarını, mutluluklarını, ne beklediklerini, eğer tarlada çalışıyorlarsa, onları ne zorluyor, nelerden hoşlanıyorlar, bunları paylaşmalıyız. Birebir tanışmasak da, değer verildiğini, dinlenildiğini hissetmek, bir insanın kendini ifade edebilmesini kolaylaştıracaktır. Daha sonrasında ihtiyaçları görüp, birbirimize destek verebiliriz diye düşünüyorum. Birbirimize kelimesinin altını çizmek isterim çünkü yaşam kabuğumuzdan çıksak, bir adım ötemizde bile kendini ifade etme ortamına sahip olmayan birçok insan olduğunu görebiliriz.
Otel-restoran eğitimi konusunda profesyonel hizmet veren bir kişi olduğunuzu biliyoruz. Sektörünüzün bir değerlendirmesini yaparak 2007 yılı ve sonrasında yaşanabilecek konular hakkında görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Ağaoğlu: 2006 yılında Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın verdiği rakamlara göre turizm gelirinin 16,9 milyar dolar olduğunu ve 18,9 milyon turistin ülkemize geldiğini düşününce, otellerin ve tüm yiyecek ve içecek hizmeti veren işletmelerin sundukları servis daha da büyük bir önem taşımaya ve ön plana çıkmaya başlıyor.
Aslında birçok yerde dile gelen ortak bir sorun var. O da tesis çokluğuna karşılık yetersiz sayıda personel olması ve hizmet kalitesinin istenilen seviyede olmaması.
Öncelikle bu sektörün bir meslek dalı olduğu bilincinin yerleşmesi gerekiyor. Yirmi dört saat hizmet veren bir sektörde çalışmak kolay bir iş olmadığı gibi, servis vermek belirli yetkinliklere sahip olmayı beraberinde getirmekte. Ayrıca, bilgiyi, beceriyi arttıracak, iletişimi güçlendirecek eğitimler verilmesinin de hizmet kalitesini arttırmak için en önemli rolü oynadığını düşünüyorum. |